HEPİMİZ ; HAYATIN ...

Hayatın tanımını yapmaya çalışırız hepimiz. Bu kimimiz için huzur; para; mutluluk ve ya şen kahkahalardır. Ama bazılarımız var –ki siz onları duygusal diye tanımlarsınız- onlar için hayatın tanımı hiçbir zaman olmamıştır. Çünkü onlar hayat için hiçbir zaman var olmamıştır. Kalpleri ağrıyan insanların gülen maske takıp dolanmasından ibarettir onlar için bu hayat. Benim için mi? Benim için hayat sadece bir anlık buluşma; ne kadar kalbim kırılırsa kırılsın, ne kadar yere düşersem düşeyim hep gülerim. Çünkü ağladığın zaman sadece dostlarını üzecek ve düşmanlarını kendine güldüreceksin. Ve ben hayatım boyunca güldüm. Doğarken bile gülmüşüm inanabiliyor musunuz? Ama bu şaka değil gerçekten. Ama “yoruldum ben bu hayattan” dediğim zaman çok oluyor.    Mesela şu an…    Yitirdiklerini düşündükçe insan kazanacağı şeyler onu pek mutlu etmez, yine yitireceğini düşünür. Bende öyleyim. Öyle olmaktan da gurur duyuyorum. Çok duygusal olabilirim ama en azından ben buyum. Bilirsiniz derin yaraların hep izi kalır. Öyle işte izi çok olanın yarası çok olur ama herkes yarasını göstermez bunu da unutmayın. Bazı insanlar vardır ki artık yaralarını saklamaktan yorulur.      Mesela doğum izimiz…      Annelerimizin çektiği acının bir damgası olarak görmüşümdür ben onu. Hep orada olacağını biliriz ama bundan hiçbir sıkıntı duymayız. Bir de kendi yaralarımız var ki onlar en derin olanıdır. İşte o yaraları göstermek istesen de gösteremezsin       Mesela sen;  Ey içimdeki insan;      Hiç mi mutluluk vermezsin sen be. Hep yarım bırakıp gitmelerine alıştım da canımı her seferinde başka bir şekle bürünüp nasıl acıtabiliyorsun onu anlayamıyorum. Hani insan bazen kaybolur da çıkacak bir delik arar ya kendine; o haldeyim işte. Ama bir yandan da çıkacağım tek çıkış senin gözlerin olsun istiyorum. Sahiden ben bunu aramaktan, her baktığım yüzde seni bulmaya çalışmaktan; her girdiğim hayat kapısından seninle birlikte çıkmayı istemekten ne zaman vazgeçeceğim… Ben de bilmiyorum…          Bilmiyorum… Bilmek de istemiyorum…       Sahi hani de-ja-vu yaşadığını düşünürler ya insanlar, ben de bu aralar öyleymiş gibi hissediyorum. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama bir şekilde kendimi hep aynı olayın içinde buluyorum. Hep seni düşünürken, seni düşlerken, seninle konuşurken… Her anımda; her yanımda seni hissederken buluyorum kendimi, hem de nerdeyse her gün. Ama yoksun. Nasıl oluyor? Bunu bana biri açıklasın…      Kimseye öldürdüğün kadar öl diyemezsin… Kimseyi sevmeye zorlayamazsın, sadece beklersin sevmeyi, sevilmeyi, kazanmayı, kaybetmeyi, ölmeyi, öldürmeyi…    Hayat geri vermek için almaz, sizden almak için size ufak mutluluklar verir. Dediğim gibi siz sadece buna alışırsınız.